Eski Urfa’nın çekirdeği, yılankavi kemerleriyle dehlizi andıran tarihi çarşıda hayat yüzyıllardır kendine özgü ritimle akıyor. Cep telefonu ve kredi kartı çağının telaşı, alışveriş merkezlerinin tek tip, steril atmosferi henüz yansımamış daracık sokaklara. Sıcak sohbetler, renkli gözlemler ve keyifli bir alışveriş hayaliyle Urfa Çarşısı’nın yolunu tuttum. Aradığımdan fazlasını buldum. Yeşilçam’ın jönlerinden Hüseyin Peyda’nın çıraklık yaptığı terziyi, içinden kutsal balıkların geçtiği avluyu keşettim.
“Bütün dünya sana tapar, diz çöker ve her dil adına şükreder..” (more…)
Adrasan, Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı ve 1996 yılında belde olmuş. Çevresi çam ağaçları ile kaplı ilginç bir koya sahip. Karadan denize ters rüzgarlar alıyor ve bu yüzden rüzgar gücünün egemen olduğu geçmiş yıllarda yelkenliler bu koya giremeyip medeniyet izlerini Olympos, Phaselis, Antalya limanlarına taşımışlar. (more…)

Mersin denince akla ilk gelen yemeklerden biri de “tantuni“dir. Arap mutfağının hediyesi bu yemek, bir zamanların yoksul yemeğidir. Kasaptan alınan kıyma artıklarının, bir tencerede soğan ve domatesle birlikte kavrulmasıyla yapılır, lavaş ekmeğine dürüm yapılarak yenir. 1980’li yıllarda seyyar satılması yasaklanınca, tantuni aşçı dükkanlarına girer. Bu yemeği pişirebilmek için ortası oyuk özel tepsiler yapılır. Ustalar yetişir. Kıyma artıklarının yerini özel etler alır. Seyyar arabaların önünde dürüm yemekten çekinen varlıklı kesim de, lokantalarda tantuni ısmarlamaya başlar. Yani tantuni sınıf atlar.