
Mersin denince akla ilk gelen yemeklerden biri de “tantuni“dir. Arap mutfağının hediyesi bu yemek, bir zamanların yoksul yemeğidir. Kasaptan alınan kıyma artıklarının, bir tencerede soğan ve domatesle birlikte kavrulmasıyla yapılır, lavaş ekmeğine dürüm yapılarak yenir. 1980’li yıllarda seyyar satılması yasaklanınca, tantuni aşçı dükkanlarına girer. Bu yemeği pişirebilmek için ortası oyuk özel tepsiler yapılır. Ustalar yetişir. Kıyma artıklarının yerini özel etler alır. Seyyar arabaların önünde dürüm yemekten çekinen varlıklı kesim de, lokantalarda tantuni ısmarlamaya başlar. Yani tantuni sınıf atlar.
Mersin’de her köşe başında tantuni yapan bir yere rastlamak mümkündür. Ama en lezzetli pişirenlerin başında, Camişerif Mahallesi’ndeki Özkan Tantuni Salonu gelir. İşletmeci Hacı Özkan’a sorarsanız şu ayrıntıları anlatacaktır: “Tantuni, süt danasının but ve kaburga kısmından yapılır. Sinirleri ayıklanan etler, kuşbaşından daha küçük doğranır. Önce haşlanır, sonra tepsiye konur. Tepsinin bir yanında yağsız et vardır. Buna biftek denir. Bunun porsiyonu biraz daha pahalıdır. Diğer yanda ise etin yağlı bölümü yer alır. Bunun adı da tantunidir. Esas lezzet yağlı olandadır. Sipariş gelince, tepsici bir porsiyon eti ortadaki çukur bölüme çeker. Dibi tutmasın diye biraz su atar, sıvı yağ döker. Maydanoz, domates, soğan, tere, taze nane, kimyon, biber koyup karıştırır. Bir yandan da lavaş ekmeğini pişen ete bastırır. Ekmek yağı çeker. Etler pişince dürüm yapılıp müşteriye servis edilir. Tantunide lezzeti, etin kalitesi, tepsicinin ustalığı, tepsinin ısınma derecesi, yağın kalitesi ve atılan suyun miktarı belirler…”
Mehmet YAŞİN
Video: Özkan Tantuni Salonu (CNNTürk / Mehmet Yaşin)
Yorum Yaz